Secde Menu

 

Islamiyet, islam, ilahi indir, ilahiler, sohbetler, klipler, ezgiler, islam, islamiyet dini

  SecdeGulleri.NeT
 

Anasayfa

 

      Forum-lar

 

      E-Kart /Güller

 

      Şiirler /Saglik

 

      Forum Kuralları

 

      Ziyaretci  Defteri

  Islam-Musiki
 

      Ezgiler

 

      iLahiler

 

      Elif-Ba

 

      Kuran Dinle

 

      Kuran-ı Kerim

 

      Hafızlardan Kuran

 

      Video & Klip

 

      Tecvid Dersi

 

      Kuran Ögren

 

      Hatim Köşesi

 

      Namaz Duaları

 

      B. İslam İlmihali

  Son Yenilikler
 

      Islamda Kadın

 

      Özel Durumlar

 

      Tesettür Bilgileri

 

      Mahrem Konular

 

      Merak Ettikleriniz

 

      Abdest & Gusül

 

      Kadın ve Namaz

 

      Devamı...>>

 

      Ramazan Ayı & Oruç

 

      Dini Hikayeler

 

      Allah c.c & Peyg.

 

      Mezheb & Mezhebler

 

      Sorularla Islamiyet

  Üyelere Özel
 

      Çocuk Bölümü

 

      Çocuk İsimleri

 

      Ruya Tabirleri

 

      Yemek Tarifleri

 

      Bayanlar Bölümü

  Haber ve Konular
 

      Yazdir

 

      Konular

 

      Anketler

 

      Haber Arsivi

 

      Haber Gonder

  Uye Panosu
 

      Arama

 

      Top 10

 

      Günlük

 

      İletişim

 

      Hesabiniz

 

      Tavsiye et

 

      Üye Listesi

 

      Istatistikler

 

      Uye Puanlari

 

      Özel Mesajlar

 

      Secde Kadrosu

 

      Sistemden Çıkış

En Aktif Uyeler

_SON_UC_UYE
 01:Apr 07, 2015Ahde vefa
 02:Mar 28, 2015hayir
 03:Mar 26, 2015Dursun 22

geceler
Puan: 267764
Mesaj: 12354

Secde_Gulleri
Puan: 157566
Mesaj: 3011

iremnur
Puan: 123479
Mesaj: 7169

cali
Puan: 85840
Mesaj: 2902

sessizlik_65
Puan: 79674
Mesaj: 2818

mira
Puan: 74389
Mesaj: 3283

TaHiR
Puan: 72315
Mesaj: 4517

HaFSaNuR
Puan: 53165
Mesaj: 1996

Haftanın Yazısı: İçkinin Haram Kılınmasının Hikmetleri

“İçkinin haram kılınmasının hikmetleri nelerdir? İçki içen namaz kılabilir mi? İçki içtikten sonra kırk gün namaz kılınmaz deniyor, doğru mu?”

Azı veya çoğu sarhoşluk veren her içecek dinimizde içki diye adlandırılmaktadır ve her tür içkinin azı da, çoğu da haramdır. İçkiyi haram kılan âyet, bunun gerekçesini de, hikmetini de açıklamıştır: “Ey İman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki, saadete eresiniz. Şüphesiz şeytan, içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?” 1

Bu âyette geçen hikmetleri kısaca açmak gerekirse:

İçkinin ruh üzerindeki zararları: Zihin, dikkat, şuur ve irade üzerinde korkunç dağınıklıklara sebep olur. Şiddetli ümitsizlik ve karamsarlık doğurur. Dikkat, şuur ve iradenin zayıflamasıyla kavgalara, cinayetlere, aile geçimsizliklerine, nice yuvaların yıkılmasına, nice dostlukların bozulmasına, nice acı trafik kazalarına ve nice asayişi ihlâl edici fiillere sebep olur.

İçki, fertte ve toplumun bünyesinde, sosyal ve iktisâdî hayatta kapanmaz yaralar açar, acı felâketler doğurur. Aile nafakasını içkiye verenler, faydasız ve boş yere harcama yaparak israf etmiş olmakla beraber, aile ve çocuklarının hakkını da yemiş olmaktadır.

İçkinin sağlık açısından zararları ise:

İçki; sinir sisteminde, beyin damarlarında, omurilik ve çevre sinirlerinde çok büyük ve çok çabuk yıpratıcı ve olumsuz tesirler yapar. Beyin üzerinde öldürücü darbeleri vardır. Beyin sinirlerini zedeleyerek kısmî felçlere ve muhtelif hastalıklara sebep olur. Göz sinirlerini tahrip ederek gözlerin bozulmasına sebep olur. Kalp hücrelerini zedeler ve yorar. Kalp hücrelerinde meydana gelen yorgunluk, “miyokard” denilen kalp adalesinin eskimesine ve yıpranmasına yol açar. Böbrekte yara açar, kanın süzülmesini aksatır. Yaralı böbrek idrardaki zehirleri süzemez hale gelir. Bu zehirli maddeler kana karışır ve “üremi” denilen kan zehirlenmesine yol açar. Damarlarda kireçlenme meydana getirir. Bu ise erken bunamaya sebep olur. Hücreleri uyuşturur, vücudun hastalıklara karşı mukavemetini kırar. Karaciğerin, kan yığılmasıyla önce büyümesine, sonra büzülmesine yol açar.

Netice itibariyle içki içmek, hayatına kıymet veren, kazancının değerini bilen, kul hakkını gözeten ve sağlığına önem veren akıllı kimselerin yapacağı şey değildir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), “İçki bütün kötülüklerin anasıdır”2 buyurmuştur.

İçkinin uhrevî zararları fizikî ve sosyal bünyemiz üzerinde değil;—Allah affetmediği takdirde—benliğimiz, kişiliğimiz, karakterimiz, varlığımız, maneviyatımız, ebedî ümitlerimiz, saadetimiz ve sevincimiz üzerinde tam bir yıkım getirir. Çünkü Allah’ın açık nehyine ve yasağına karşı duyarsız kalınmıştır.

İçki büyük günahlardandır. Ancak Allah’ın affı, merhameti ve mağfireti geniştir. Kim günahı terk eder ve Allah’a dönerse, Allah’ın af ve mağfiretinin—inş—onunla olacağına dair kuvvetli haberler ve müjdeler vardır. Allah bütün günahları bağışlar ve siler.3 Yeter ki kul, Rabb’ine bir adım atsın.

Yeter ki kul haramı helâl, helâlı haram saymasın ve hiçbir şeyi ortak koşmayarak O’na dönsün, tevbe etsin; yerle gök arası günahları da olsa, Allah affeder.4

İçkili iken veya sarhoşken namaz kılınmaz. Fakat sarhoş değilken, ne okuduğunu ve ne söylediğini bilmek şartıyla, namaz kılınır. Halk arasında içki alındıktan sonra kırk gün namazın kabul olmayacağı veya içki alanın kırk gün namaz kılamayacağı tarzındaki hüküm doğru değildir.

Sarhoşluk geçtikten sonra pişmanlık duyulabilir, bir daha içki kullanmayacağına dair Allah’a

içtenlikle söz verilebilir, tevbe ve istiğfar yapılabilir ve tabiî ki namaz kılınabilir. Kul ile Allah arasına kim girebilir ki?

Dipnotlar:

1- Mâide Sûresi, 5/90, 910

2- Suyûtî, Câmi’üs-Sağîr, 2/12

3- Zümer Sûresi, 39/53

4- Riyâzu’s-Sâlihîn, 412

Süleyman KÖSMENE 23.01.2008

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr

Gönderen: secde_gulleri Tarih: 11.05.2010 Saat: 23:50 (1558 okuma)
(Devamı... | Puan: 4.5)

 
Haftanın Yazısı: Sigara Mekruh mudur?

İslam’ın evrensel helal ve haramları Kuran-ı Kerim’de ve onun açıklaması olan sünnette zikredilmiştir. ‘Evrensel helal ve haram’ derken kastettiğimiz şey, her zaman ve her mekana göre genel geçer olan helal ve haramlardır. Sigara konusu gerek sünnette, gerekse Kur’ân-ı Kerim’de yer almaz. Çünkü Kur’an’ın indiği zaman sigara denen bir şey yoktu. Sigara XV. Asırdan sonra ortaya çıkmıştır.

İslam’ın temel kaynaklarında adı geçmeyen bir şeyin hükmünü anlamak için İslam’ın bazı genel kuralları vardır. Bunlardan birisi şudur: “Eşyada aslolan, ibahadır”. Yani, her şey insanlar için yaratılmıştır. Bazı şeylerin ise haram olduğu açıklanmış, böylece hükmü bildirilmeyen şeyler de helal olarak kalmıştır demektir. Bir diğeri de şudur: “Temiz ve güzel olan şeyler helaldir, pis ve zararlı şeyler ise haramdır”.

Bu iki genel kural, beraberce düşünüldüğü zaman sigara için karşımıza şöyle bir sonuç çıkar: Sigara hakkında kaynaklarda bir şey söylenmediğine göre onun hakkında hüküm verebilmemiz için onun pis ve zararlı olup olmadığına bakmalıyız: Eğer onun pis ve zararlı olduğunu söyleyebileceğimiz özellikleri varsa haram olduğuna, yoksa, helal olduğuna hükmetmeliyiz.

İşte bu metodik anlayış sebebiyle tarihte bazı İslam alimleri sigaranın helal/mubah olduğu hükmüne varmışlardır. Çünkü, demişlerdir, biz sigaranın bir zararını görmüş değiliz, şu halde onun haram olduğunu söyleyemeyiz. Eğer bir gün zararlı olduğu ortaya çıkarsa biz de ona göre hüküm veririz. Oysa bu gün sigaranın 2000 civarında zehir içerdiğini, pek çok hastalığın sebebi olduğunu, içenlerin sadece kendilerine değil, içmeyenlere dahi zarar verdiklerini bilim kesin olarak ortaya koymuştur.

Bununla birlikte Hanefî gelenekte şöyle bir anlama metodu vardır: “Kıyasa/kurallara göre haram olan, ancak Kuran-ı Kerim’de ve sünnette adı ve hükmü açıkça zikredilmeyen şeylere haram yerine, tahrîmen mekruh demek daha uygundur. Gerçi bununla kastedilen de haramlıktır, ancak bir şeye haram ya da helal hükmü vermek sadece Allah’a (cc) ait bir hak olduğu için, haram olduğu kesinkes anlaşılsa bile, Kur’an’da haram denmeyen şeylere nezaketen, tahrimen mekruh demek daha güzeldir. ” Bu sebeple son dönem Hanefîler sigara için “tahrimen mekruh” hükmünü tercih etmişlerdir. “Tahrîmen mekruh”, kanun hükmünde kararname gibi, haram hükmünde mekruh demektir.

Ayrıca sigara insanın kendisini tehlikeye atmasıdır. Oysa Allah (cc): “Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın” buyurmaktadır. Bu sebeple sigara, insanın kendisini tehlikeye atması demektir. Sigara içmek ayrıca çok önemli bir kul hakkıdır, çünkü içenler içmeyenlere zarar vermekte ve onları rahatsız etmektedirler. Kul hakkının affedilmesi de ancak, hakkı olan insanların bağışlamasına bağlıdır. Bunu temin etmek ise çok zordur.

 

Sigaranın hükmü?

 

Tütün, 15. asırdan sonra, İslâm ülkelerine girmiştir. O zamandan beri, İslâm uleması onu içmenin hükmü üzerinde durmuşlardır. Şöyle ki:

a- Bâzı âlimler, tütünün mubah olduğunu söylemişlerdir. Bunusöyleyenler, tütünün zararı olmadığını ve Şâri' (Şeriatı koyan, yani Allah) tarafından yasaklanmadığını ileri sürmüşlerdir.

Halbuki, bugün tütünün zararları ilmen kesin şekilde ortaya çıkmıştır. Zararsız olduğu söylenemez. Şâri'nin yasaklamadığını söylemek de doğru olmasa gerektir. Zira Sâri', her haramı ismen tek tek zikretmemiştir. Hüküm, sadece sarih ve hususî naslarla değil, nas-larda geçenlerin haram kılınış illetlerine bakarak yapılan kıyas ve istidlal yollarıyla da verilebilmektedir. Bu bakımdan hakkında sarih nas olmayan bir nesne hakkında kıyas ve istidlal yoluyla bir hüküm verilmesinde hiçbir mâni yoktur.

b- Bâzıları da sigara içmek mekruhtur, demişlerdir. Bunlar, kıyasla sabit bir hükme, haram demekten çekinmeleri ve sigaranın zararları hakkında kesin bilgi sahibi olmamaları yüzünden bu hükmü vermişlerdir.

c- Bâzıları da sigara içmek, özellikle tiryakisi olmak haramdır, demişlerdir. Bunların dayanağı ise, sigaranın vücuda zarar vermesi, israf olması ve nafaka mükellefiyetinde darlığa yol açması gibi sebeplerdir.

Bu 3 sebepten biri gerçekleştiği yer ve durumda, sigara içmek haramdır. Bunlar gerçekleşmez ise, mekruhtur.

Özellikle dindar ve uzman bir hekimin vereceği bir karar çok önemlidir. Böyle bir doktor bir kimseye sigarayı mutlaka terketmesini söylerse onun sigarayı içemesi dinen de helal olmaz.

 

Ahmed Şahin

sorularlaislamiyet

Gönderen: secde_gulleri Tarih: 11.05.2010 Saat: 23:43 (1964 okuma)
(Devamı... | Puan: 4.9)

 
Haftanın Yazısı: Estetik Ameliyat Câiz mi?

 Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Allah şeytana lanet etti ve o şöyle dedi "Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağı ve onlara emredeceğim, hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını değiştirecekler." (Nisa Suresi 119)

Allah Resulu buyuruyor:

"Allah, iğreti saç takana da taktırana da, dövme yapana da, yaptırana da lanet etsin."

Bir kadın Peygamberimize gelerek

"Ey Allah'ın resulu, kızım, kızamık çıkardığı için saçları döküldü. O'nu evlendirdim, kendisine peruk takabilirmiyim? dedi.

Allah Resulu "Peruk takana da taktırana da Allah lanet etsin" buyurdu.

Diğer bir hadis-i şerifte:

"Güzellik için iğne ile dövme yapan ve yaptıran kadına, tüy yolan ve yolduran kadına, dişlerini seyrekleştiren ve Allah'ın yaratmasını bozan kadına Allah lanet etsin."

Hadis-i Şerifte "Güzelik için dişlerini birbirinden ayıranlar" ifadesi meseleyi açık bir şekilde izah ediyor. Bir kadın veya erkeğin zaruret olmadan dişlerini inceltmesi, burnunu ve göğsünü düzelttirmesi, yüzünü gerdirmesi Allah Resulü'nün lanet ettikleri şeylerdir, haramdır.

Ancak doğuştan insanın haareketine veya konuşmasına zarar veren "altı parmak, yapışık parmak veya yarık dudak" gibi organlar düzeltilebilir.

Ayrıca konuşma veya harekete zarar vermeyipte ruhsal yönden zarar veren insanın her girdiği mecliste başkalarının dikkatini çekecek, kendini hakir gösterecek, hissi veya psikolojik olarak kendisini ızdırap içinde bırakacak çirkin bir yer varsa kendini üzen bu asli sıkıntıyı giderme niyeti olduğu müddetçe böyle bir ameliyata mahsur yoktur.

Herhangi bir kaza sonucu meydana gelen yaralarda estetik ameliyatla eski durumuna getirilebilir.

Hiçbir zaruret olmadan yalnız güzellik maksadı ile yapılan değişiklikler, ameliyatlar haramdır.

 

Kaynak:

Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

Gönderen: secde_gulleri Tarih: 11.05.2010 Saat: 23:38 (1503 okuma)
(Devamı... | Puan: 4.69)

 
Haftanın Yazısı: Kürtaj Bebek Caiz mi?

Kürtaj yaptıran kişi c.c. huzurunda cinayetlemi yargılanacak.Ayrıca kürtaj edilen çocuk ahirette nerededir ve annesini Allah c.c. ya şikayet edecek mi?

“Kadınlarınızın hayırlısı çocuk yapmaya elverişli olandır,” “Evlat kokusu Cennet kokusundandır” ve “Hayırlı evlat dünyada nur, âhirette sürurdur” mealindeki hadis-i şeriflerde çocuk sahibi olmak teşvik edilmiştir.

Bu meseleye bu kadar ehemmiyet veren dinimiz, çocuk ana rahmine düştükten sonra doğuncaya kadar hep onu korumuş, anne-babaya da birtakım mes’uliyetler yüklemiştir. Hiçbir sebep yokken, keyfî ve mevhum sebepler ileri sürerek “cenin” tabir edilen ana rahmindeki çocuğun varlığına son vermeye müsaade etmemiştir. Böyle bir suçu işleyenleri “câni” olarak görmüştür. Çünkü “cenin” bir insan mesabesindedir.

Çocuk canlı hale geldikten sonra artık bir insan olarak kabul edildiğinden, onu düşürmek, bugünkü tıbbî tabirle “kürtaj” yaptırmak, yetişkin bir insanı öldürmek gibidir. Şayet henüz “canlı” değilse; bu halde iken kürtaj yaptırmak ise, bir masumun hayata gelmesine mâni olmak sayıldığından, yine büyük bir mes’uliyeti gerektirmektedir. Kendi güzelliğini düşünerek bu hatayı işleyen kadınları Ömer Nasuhi merhum şöyle anlatmaktadır:

 

“Mücerred gençlik çağının kendilerine verilmiş olduğu güzelliği, taraveti (tazeliği ) muhafaza arzusuyla bu cinayeti irtikâp edenler de canavar tabiatlı insanlar demektir. Acaba böyle taş yürekli bir valide, doğurduğu yavrusunu diri diri yiyen bir canavardan daha aşağı bir mahiyette değil midir?”

Haklı gerekçelere dayanmadan kürtaj yapanları “tazir” cezasına çarptıran İslâm hukuku, kendi imkân ve ölçüleri içinde bu engelleyici tedbirleri almıştır. Fakat bu arada haklı sebebe dayandığı zaman da, ruhsat tarafını ve çıkar yolu göstermiştir.

Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nu esas alarak bu husustaki hükmü şu şekilde özetlememiz mümkün olacaktır:

Muhakkak bir özür ve zaruret dolayısıyla bazı ceninleri düşürmek cinayet sayılmayacağı gibi, maddî ve mânevî bir mes’uliyeti de gerektirmez. Şöyle ki:

Henüz âzası belirmemiş olan bir cenin, annesinin hayatına tesir edecek sıhhî bir sebepten dolayı tıbbî bir tetkik, muayene ve teşhis sonunda aldırılabilir.

Bu arada şöyle bir izah da getirilmektedir:

Bir kadın kucağında süt emen çocuğu varken hâmile kalsa, bu arada yavaş yavaş sütü kesilmeye başlasa, çocuk süte doymayıp aç kalsa, ailenin süt anne tutmaya imkânı da yoksa, bu arada çocuğun hastalanıp ölme tehlikesi de vaki olacaksa; bu takdirde henüz çocuğu düşürmek caizdir. Çünkü bu şekildeki bir cenin, teşekkül etmiş bir insan sayılmayıp et parçası veya kan pıhtısı hükmündedir. Kucakta bulunan çocuk ise yaşayan bir insandır. Bu bakımdan hayattaki çocuğu korumak için kürtaj yaptırmanın mahzuru yoktur.(Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu,3: 145-149. )

Ceninin oluşmaması için anaya zarar vermeden her hangi bir metoda baş vurmak caizdir. Yeter ki kökten döllenmeye son verecek bir metoda başvurulmasın. Cenin oluşmuş ise durum değişir. Gazali ve bir çok Maliki alimlerine göre ciddi bir mazeret olmadan ceninin ilk günlerinde de olsa kürtaj yapmak haramdır.

Bazı İslâm hukukçularına göre de cenin üzerine 42 gün geçmeden evvel kürtaj yapılabilir. 42 gün diyoruz; çünkü Müslim'in rivayetine göre nutfe üzerine 42 gün geçtikten sonra Cenabı Allah bir melek gönderir, ona biçim verir, kulak ve gözünü yapmaya başlar. Yani cenin üzerine 42 gün geçerse o artık şekillenme sürecine girdiği için müdahale etmek caiz değildir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 326)

Bu müddeti geçtikten sonra kürtaj yaptırmak caiz değildir. Çünkü organları kısmen beliren cenin bir insan hükmündedir. Bu hale gelmiş olan bir cenini düşürmek canlı bir insanı öldürmekle aynıdır.

Yukarıda bahsi geçen ruhsatla birlikte, bilhassa zamanımızda çocuk eskiden olduğu gibi anne sütüne muhtaç olmadan da gıdasını alabilmektedir. Bunun için şayet çocuk mamayı yiyebiliyor, ailenin bütçesi de bu masrafı karşılayabiliyorsa, en uygun olanı kürtaja başvurmamaktır. Fakat çocuk memeden kesildiği takdirde hastalanıyor, zayıflıyor, hatta hayatî bir tehlikeye düşüyorsa, yukarıdaki ruhsattan istifade edilebilir. Fakat her aile, en iyisi, kendi imkân ve şartlarını nazara alarak bu hükümlerden istifade etmelidir.

Bu arada, anne-baba “kürtaj” gibi istenmeyen bir çareye gerek kalmadan, çocuk sütten kesilinceye kadar azil ve doğum kontrolü yollarıyla daha tehlikesiz bir tedbire de başvurabilirler.

 

Selam ve dua ile...

Sorularla İslamiyet Editör

Gönderen: secde_gulleri Tarih: 11.05.2010 Saat: 23:34 (2643 okuma)
(Devamı... | Puan: 4.5)

 
Haftanın Yazısı: Kolonya ve Alkollü Madde Kullanımı

Kolonya, günümüzde bilhassa güzel koku ve temizlik gibi amaçlarla yaygın bir kullanıma sahip alkol ihtiva eden sıvı bir madde olup genelde patates, kamış, mısır gibi maliyeti düşük ham maddelerden veya diğer sentetik yollarla üretilmekte ve içerisindeki alkol oranı ayarlanabilmektedir. XVII. yüzyıldan itibaren Avrupa'da kullanılmaya başlayan ve bugün yaygınlaşıp genişleyerek büyük bir sanayi oluşturan kolonya ve bu kapsama giren parfüm, deodarant, sprey ve benzerlerinin dini hükmüyle ilgili tartışmanın sebebi ise, bu maddelerin az veya çok alkol ihtiva etmesidir.

İslam dini sarhoşluk veren nesnelerin sarhoş olma kullanılmalarını yasaklamıştır. Sarhoşluk veren bazı nesnelerde ihtilaf varsa da, şarap ve ondan mamül olan içkilerin içilmesinin haram olduğu da ittifakla sabittir.

İslam hukukçularının çoğunluğuna göre, ne maksatla olursa olsun sarhoş edici içkilerin azının da çoğunun da içilmesi haramdır. Böyle olunca, içersinde alkol bulunan kolonyanın ve benzeri maddelerin sarhoş olmak maksadıyla içki olarak kullanılmasının haram olduğu ve İslam dininin sarhoş edici içkilerle ilgili genel yasağının içersine girdiği açıktır.

Kolonyanın içilmesi dışında temizlik, serinleme, güzel koku gibi değişik amaçlarla kullanılması hususunda farklı görüşler vardır. Bu farklı görüşlerin kaynağı ise, sarhoş edici özellik taşıyan içkilerin bizzat kendilerinin necis olup olmadığı tartışmasıdır. Bu husutaki görüşler şöylece özetlenebilinir:

Bazı fakihler karşı görüşte olmakla birlikte İslam bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre şarap necistir: namazın sıhhatine engeldir. Şarap dışında kalan ve içildiği zaman azı veya çoğu sarhoşluk veren şeylerin necis olduğuna dair bir delil yoktur. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'un anlayışına göre bunlar necis değildir; sarhoşluk için içilkmeleri haramdır, fakat elbiseye veya namaz yerine dökülmeleri halinde namazın geçerliliğini etkilemez.

Çağımızın büyük bilginlerinden Muhammed Hamdi Yazır bu hususu şöyle ifade ediyor: "Mesela; üzerine şarap, şampanya ve arak, konyak dökülmüş olanlar herhalde yıkamadıkça namaz kılamazlar. Lakin, üzüm şarabından mamül olmayan ispirto, bira ve sair müskirat içilmezse de elbiseye veya bedene sürülmesi de namaza mani olur diye iddia edilemez." (Hak Dini Kur!an Dili 1, 762-763)

Yukarıda özetlenen bilgilerden anlaşıldığı gibi şarap dışındaki alkollü içkiler bizzat necis olmayıp, içilmeleri haramdır. Fakat elbiseye veya namaz yerine dökülmeleri namazın sihhatine mani değildir. Kolonya da bu hükmün içersine girer. İçmemek kaydıyle değişik amaçlar için kullanılmasında Hanefi mezhebine göre bir sakınca yoktur.

 

Kaynak:

İlmihal, İslam ve Toplum, TDV, İslami Araştırmalar Merkezi

Gönderen: secde_gulleri Tarih: 11.05.2010 Saat: 23:31 (2134 okuma)
(Devamı... | Puan: 4.37)

 

~~Kimler Aktif~~

Hoşgeldiniz

Misafir

Üye Adı
Şifre
Kayıt Ol

Üyelik:
Son Üye: Ahde_vefa
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 21353

Şimdi Online [56]:
Ziyaretçi: 56
Üye: 0
Site Görüntülenmesi:
Bugün: 9360
Toplam: 72595246
Yönetici Girişi

Ayet-i Kerim

9.11. Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

[ Tevbe Sûresi:11]

Sayfalar

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

Secde Sohbet


Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ya da Üye Olun.

 islamiyet ilahilerIslamiyet, islam, ilahi indir, ilahiler, sohbetler, klipler, ezgiler, islam, islamiyet dini

Copyright © 2020-KıRŞeHiR / A.H.K- SecdeGulleri.NeT ™ Bütün Hakları Müslümanlarındır. Website Tasarım: Yp Secde_Gulleri
Web sitemiz PHP-Nuke (© 2005-2006) kodlarına sahiptir