Dünyada ilm-i iman derslerini okumak kadar insana saadet veren bir şey yoktur. İman ilmini okumayan insan manen yükselemez. İyiyi-fenayı, hakkı-batılı ayırt edemez.
İlm-i imanı okumayan cahil kalır. Cahilin dünyası da, âhireti de karanlıktır. İlim hakikatlerini devamlı okumak insanı nur-u Kur’ân’la aydınlatır. Dünya ve âhiretini bahtiyar eder.
Cahilin cahil yanında bile kıymeti yoktur. İlm-i imanla dolmayan bir kafa kör kuyuya benzer. Kapalı ve susuz durur. İlm-i imanla nurlanan bir kafa durmadan nurlu ve hayat veren sular akıtan bir menbaya benzer.
* * * Ey nefsim!
Kulağını İlâhî hikmetlere çevir, gönlün bu hikmetleri sana izah eden Nur Risalelerini okumak sevgisiyle çağlasın. Okumayıp mahrum kaldığın gün, gözlerinden ırmaklar gibi yaşlar aksın.
Eline geçiremediğin Nur Risalelerini, altın hazinelerini arar gibi ara, bul, oku. Cevherlerle dolu bir hazineyi, defineyi araştırırcasına araştır.
Eriştiğin zaman, kıymetli vakitlerini, değerli ömür dakikalarını, saatlerini, Nurları okuyarak, fâni zamanlarını ebede tebdil edilmiş olmak mazhariyetine nailiyetinden dolayı Rabbine hadsiz, nihayetsiz şükürler et.
Allah sevgisine, Allah korkusuna, Allah bilgisine kavuşmanın şükran nişanesi olan Allah’a ibadet ve itaatte, Ulu Peygamberimiz Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnetiyle amel etmekte ilerle. Hem her gün ilerle.
Zira elinde olan bu saat veya bu gün bir daha geri dönmeyecektir. Ömür ağacından sararıp yere düşen bir yaprak, tekrar yerine dönemeyecektir.
İman ve İslâmiyetin feyyaz ilmiyle kendini tezyin ve teçhiz et. Bu ilim acz ve fakrla yoğrulmuş varlığımızı, dünyevî ve uhrevî felâketlerden koruyan en sağlam bir kalkan, en yıkılmaz bir kal’adır.
Gençlikte, ihtiyarlıkta bizi dinimizin çok yüksek fazilet ve meziyetleriyle güzelleştiren bir âmil de Kur’ân-ı Hakim’den İlâhî bir meş’ale olarak doğup gelen, bu tahkikî iman ilmi, hakla hakikatı öğreten, ebedî felah ve doğruluğu gösteren, iyilikle fenalıklardan ayırt edebilme şuurunu veren, hava ve ziya, ekmek ve sudan daha ziyade muhtaç olduğun bilgidir.
Bu bilgi, kalbine hikmet, aklına istikamet, gözüne basiret, anlayışına şuur ve idrak verecektir.
Bu Kur’ânî ilim, seni cehaletin karanlıklardan, anlayışsızlığın dehlizlerinden kurtarıp aydınlıklara kavuşturacaktır. Doğruluk yollarını bırakıp sapkınlık yollarına düşen adamların şerrinden seni koruyacaktır. Kirli ve şerli kimselerin şerrinden seni hıfzedecektir.
Gençliğini manen öldüren, zehirli tatlılar misillü sefahet âlemlerine düşmek facialarından seni muhafaza edecek, fâni ve güzel gençliğini, ebedî güzellikler âlemine lâyık bâki bir gençliğe tebdil edecektir. Allah yolunda tutarak, peygamber yolunda yürütecektir.
Senden, kötü huylar atılacak, fena ahlâklar sökülecektir. Seni kâmiller, salihler, saidler, evliyalar ve şühedalar camiasına dahil edecektir.
* * * Ey nefsim!
Kur’ân-ı Kerim’den tereşşuh eden Risale-i Nur insana iman ve İslâmiyet cadde-i kübrasını, saadet ve selâmet yolunu gösterir.
İnsanın yaratılışındaki hedef ve gayeyi, Allah’a ibadet ve taati, Resulullah’a imtisal ve ittibaı bildirir.
Güneş balçıkla asla sıvanmaz. Hakikat-ı Kur’âniye parlaktır. Nevvar ve feyyazdır. Onun intişarına set çekmeye çalışmak ancak fıkdan-ı ehl-i akla hastır.
Hakaik-i Kur’âniye ve imaniye menbaı olan Risale-i Nur’un neşir, seyir ve seyeranı bir deryadır. Deryanın önüne duvar çekilmez.
Bu ezelî, ebedî ve tarihî bir olaydır. Akan deryaya kilit vurmaya çalışmak, insanın kendi kendini girdablara atıp boğması gibidir.
* * * Ey nefsim!
İlâhî hakikat ve inayete kavuşturan, kalb ve ruhunu par par parlatan, akıl ve muhakemene ışık tutup istikamet veren, seni akl-ı selim sahibi yapan, seni bilmediğini de bilmemek gibi koyu cehaletten uzaklaştıran, ilmin aydınlığına gark ederek seni yükselten ilm-i imana çalış.
Onu oku, her gün oku, her an tefekkür et. Dem bu demdir, fırsat bu fırsattır.
İlm-i iman, seni sana bildirir. Kendini bilmemek cehaletinden, Allah’ın sana lutfettiği ezel ve ebed isteyen kabiliyetlerini köreltmekten halas eyler.
Kendinin ve kâinatın sebeb-i hilkatini belleterek, seni istidadınla inkişaf ettirir. Yükseklere, daima yükseklere doğru yüceltir.
Malınla, bütün mahsulatının turfandasıyla, canın ve cananınla Kur’ân’a hizmet etmek sevdasının saadetiyle sevdalan.
Gençliğine güvenme, gaflete düşüp fırsatları kaçırma. Gençlik sende daimi değildir, zeval ve firaka mahkumdur.
Kuvvetinin, sıhhatının, güzelliğinin sana verdiği gururu ve alâkasızlığı at. Bunlar, senin elinde ya yarın, ya yarından daha yakın bir zamanda çıkıp gidecektir.
Bu ayrılık, bu hicran gelmeden gücün ve sıhhatinle ilm-i iman ve irfan kazanmaya bak.
Kur’ân yolu selâmetli, sevimli yoldur. Bu saadetler caddesinden gidenler, bu mutlu yolu tutanlar, ilm-i imana sımsıkı sarılanlar, hikmetlerini kalbine nakşedenler, burhanlarını akıllarına yerleştirenler, en akıllı, en şuurlu ve mânevî güzelliklerle güzelleşen en güzide insanlardır.
Kur’ân’ın sadası, arzı, semavâtı ve kâinatı çınlatan, Arş-ı Âladan gelip insanları ve cinleri saadete çağıran İlâhî bir sadadır.
Risale-i Nur, bu mukaddes sesin beliğ ve şanlı tercümanıdır.
Risale-i Nur’un izhar ve izah ettiği hakikatlar, canımıza can, hayatımıza hayat, ruhumuza ruh verir.
Onun güzelim dalına sarıl. Onunla nurlanma cehdinde olan topluluğa katıl.
* * * Ey nefsim!
İlm-i imanı bırakma. Onu sıkı tut. Şu kötülük asrında seni şerlerden koruyacak odur.
Sapıklardan sakın, dinsizlerden korun. Onların yakınına uğramadan geç.
Onlar kötülük etmezlerse uyuyamazlar. Çünkü o yaratıklar, kötülük gıdası yerler, fenalık şarabı içerler.
* * * Ey nefsim!
İlm-i imanla cahilliğinden kurtul. Cehalet zehir içiren güzel, iki ağzı zehirli bir hançerdir. Ayakları ölüme gider, ayaklarını ölüler diyarına atar.
Cehalet yolu karışıktır, karanlıktır. Kendini bu afetten kurtar. Kendini bundan uzak tut. Yanına yaklaşma, kapısına varma.
İlm-i iman ve irfan şerbetiyle mest ol ve imanla dost ol. Dünyaya nurlar saçan, insanlara nurlar sunan, ruhlara güzellikler katan ilm-i iman ile hemhal ol.
İki cihan serveri, İlâhî bülbüller serdarı Peygamberimizin kokusu ile kokulan.
* * * Ey nefsim!
İlm-i imanla dol,
Hikmet-i Kur’ân’la nurun alâ nur ol.
Çünkü budur yegâne hak yol.
Ne “sağa” sap, ne “sola”,
Dosdoğru devamla erişirsin Allah’a.
Herşeyden ziyade imanını koru,
Zira hayırların, güzelliklerin menbaıdır o.
* * * Ey nefsim!
Etinle kemiklerin telef olma deminde, gamlı, yaslı etmesin seni,
Güldüren, sürurla coşturan imandır, iman.
Nurlara gark eden ilm-i imandır iman.
Günlerini öldürme, zamanlarını heder etme.
Gençliğini katletme, kazan ilm-i iman ve irfan
* * * Ey nefsim!
Eğer ilm-i imandan uzaklaşıp cahil kaldınsa,
Koş, ilm-i iman tahsiline koş.
Yoksa varlığın olur bomboş.
Kurtul, kaç cehalet elinden, cevval ceylanlar gibi.
Kurtul, cehalet kuşlarından, yüksel şahinler gibi.
Günlerin ilm-i iman gibi yüksek bir değerle değerlensin.
Allah’a ibadet ve taatle şenlensin.
Gönlün ilm-i imanla neş’elensin.
Aklın ilm-i imanla parlasın.
Mantık ve muhakemen ilm-i imanla kuvvet bulsun.
Fikrin maarif-i İlâhî ile işlesin.
Gözlerin sanat-ı İlâhîyeyi temaşa ile nurlansın.
Dimağın tefekkür-i san’at-ı İlâhîye ile kudsileşsin.
Fanî hayatın ilm-i imanın envarıyla, muhabbetullahın feyziyle, Rabb-ı Rahimimizin fazlıyla bâki bir hayatı semere versin.
Sonsuz, nihayetsiz, uçsuz ve bucaksız bir saadeti kazandıran bir ticaretgâh olsun.
İlm-i iman kötü düşünceler kuran fikirden, yalanlar soluyan yalancılıktan, kibirli bakışlardan kurtarır.
Bu hayat-ı içtimaiyede yürüyeceğin zaman sana doğru yolu gösterecek, seni felâketlere düşmekten hıfzedecek, Rabbini, seni bu dünyaya kimin getirdiğini, seni ve kâinatı yaratan hangi kuvvet olduğunu öğreten ilm-i imanı öğren, ona daima çalış.
İlm-i iman, kâinatta nur saçan bir meş’aledir. Bir adam ateşe atılsa, o adam yanmaz mı? İşte dinsizlik de imansızlığın ateşiyle mânevîyatı yakar, kül eder.
İman-ı tahkikî kuvvetine sahip ol ki, nur-u imanla mânevîyatın aydınlansın, nurlu âlemlere kavuşasın. İmansızın anlayış ve sezişi sönüktür, aklı sönmüş, iyilikler silinmiştir.
* * * Ey nefsim!
İlm-i imana sahip ol ve yaşa. Evet, o mesut yaşayışla beni yaşatan tefsir-i Kur’ân, kalbimin nuru, aklımın ziyası, ruhumun gıdasıdır.
Sabahlara kadar rahmet-i imanla coşalım, Allah’ın rızası yolunda koşalım.
Cehalet patikaları, seni uçurumlara yuvarlar. Cahiller diyarı, ölüler diyarıdır. Cehalet, insanı dağdağalı girdaplara atar.
* * * Ey nefsim!
Izdırap çekmeyenler, başkalarının ızdırap çekebileceğini akıllarına bile getirmezler.
Şu halde bir insan ve Müslüman hususan Kur’ânî ve İslâmî bir dâvânın hizmetkârı ve cihad-ı ekber-i diniyenin bir neferi olmak nimet-i azimesine erişmiş bir mesut mü’min olarak ıztıraplar çekmek bir nevî mugaddi gıda-i mânevîdir. Hem güç ve faaliyet ve hamlenin muharrik bir kuvvet kaynağıdır.
* * * Dehâ yüzde bir nisbetinde İlâhî bir ilhamsa ve dâhiyâne küllî hizmet ve muvaffakiyetler, hususi bir inayet-i Rabbaniye sayesinde, yüzde doksan dokuz alın teridir. Bu gayret ve himmet de yine bir lütf-u Rabbani eseridir.
Öyle ise, ey nefsim!
Sana bekâ yolunda ibadet, hizmet ve cihat için verilmiş olan ömür sermayesinin dakika ve saatlerini öldürme, ibadet, taat ve hidemat-ı nuriye-i Kur’âniyeye sarfet.
Alıntı...
www.zubeyirgunduzalp.com _________________ Takva Kalptedir ve Kalpte Olanı Ancak ALLAH (c.c) Bilir.
MasaAllah cok güzel, anlamli ve degerli bir paylasim sunmusunuz yine ablacanim. Rabbi Rahman razi olsun. Bu güzel paylasimlarinizin devamina insaAllah.
Dehâ yüzde bir nisbetinde İlâhî bir ilhamsa ve dâhiyâne küllî hizmet ve muvaffakiyetler, hususi bir inayet-i Rabbaniye sayesinde, yüzde doksan dokuz alın teridir. Bu gayret ve himmet de yine bir lütf-u Rabbani eseridir.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız