<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-1"?>

<!DOCTYPE rss PUBLIC "-//Netscape Communications//DTD RSS 0.91//EN"
 "http://my.netscape.com/publish/formats/rss-0.91.dtd">

<rss version="0.91">

<channel>
<title>Secdegulleri.Net-</title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html</link>
<description></description>
<language>en-us</language>

<item>
<title>İçkinin Haram Kılınmasının Hikmetleri</title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=49</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/ates-icki.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;&amp;#8220;İçkinin haram kılınmasının hikmetleri nelerdir? 
İçki içen namaz kılabilir mi? İçki içtikten sonra kırk gün namaz kılınmaz 
deniyor, doğru mu?&amp;#8221; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Azı 
veya çoğu sarhoşluk veren her içecek dinimizde içki diye adlandırılmaktadır ve 
her tür içkinin azı da, çoğu da haramdır. İçkiyi haram kılan âyet, bunun 
gerekçesini de, hikmetini de açıklamıştır: &amp;#8220;Ey İman edenler! İçki, kumar, putlar 
ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki, saadete 
eresiniz. Şüphesiz şeytan, içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin 
sokmak ve sizi Allah&amp;#8217;ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık 
bunlardan vazgeçersiniz değil mi?&amp;#8221; 1 &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu âyette geçen hikmetleri kısaca açmak gerekirse: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçkinin ruh üzerindeki zararları: Zihin, dikkat, şuur ve irade üzerinde 
korkunç dağınıklıklara sebep olur. Şiddetli ümitsizlik ve karamsarlık doğurur. 
Dikkat, şuur ve iradenin zayıflamasıyla kavgalara, cinayetlere, aile 
geçimsizliklerine, nice yuvaların yıkılmasına, nice dostlukların bozulmasına, 
nice acı trafik kazalarına ve nice asayişi ihlâl edici fiillere sebep olur. &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçki, fertte ve toplumun bünyesinde, sosyal ve iktisâdî hayatta kapanmaz 
yaralar açar, acı felâketler doğurur. Aile nafakasını içkiye verenler, faydasız 
ve boş yere harcama yaparak israf etmiş olmakla beraber, aile ve çocuklarının 
hakkını da yemiş olmaktadır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçkinin sağlık açısından zararları ise: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçki; sinir sisteminde, beyin damarlarında, omurilik ve çevre sinirlerinde 
çok büyük ve çok çabuk yıpratıcı ve olumsuz tesirler yapar. Beyin üzerinde 
öldürücü darbeleri vardır. Beyin sinirlerini zedeleyerek kısmî felçlere ve 
muhtelif hastalıklara sebep olur. Göz sinirlerini tahrip ederek gözlerin 
bozulmasına sebep olur. Kalp hücrelerini zedeler ve yorar. Kalp hücrelerinde 
meydana gelen yorgunluk, &amp;#8220;miyokard&amp;#8221; denilen kalp adalesinin eskimesine ve 
yıpranmasına yol açar. Böbrekte yara açar, kanın süzülmesini aksatır. Yaralı 
böbrek idrardaki zehirleri süzemez hale gelir. Bu zehirli maddeler kana karışır 
ve &amp;#8220;üremi&amp;#8221; denilen kan zehirlenmesine yol açar. Damarlarda kireçlenme meydana 
getirir. Bu ise erken bunamaya sebep olur. Hücreleri uyuşturur, vücudun 
hastalıklara karşı mukavemetini kırar. Karaciğerin, kan yığılmasıyla önce 
büyümesine, sonra büzülmesine yol açar. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Netice itibariyle içki içmek, hayatına kıymet veren, kazancının değerini 
bilen, kul hakkını gözeten ve sağlığına önem veren akıllı kimselerin yapacağı 
şey değildir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), &amp;#8220;İçki bütün kötülüklerin 
anasıdır&amp;#8221;2 buyurmuştur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçkinin uhrevî zararları fizikî ve sosyal bünyemiz üzerinde değil;&amp;#8212;Allah 
affetmediği takdirde&amp;#8212;benliğimiz, kişiliğimiz, karakterimiz, varlığımız, 
maneviyatımız, ebedî ümitlerimiz, saadetimiz ve sevincimiz üzerinde tam bir 
yıkım getirir. Çünkü Allah&amp;#8217;ın açık nehyine ve yasağına karşı duyarsız 
kalınmıştır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçki büyük günahlardandır. Ancak Allah&amp;#8217;ın affı, merhameti ve mağfireti 
geniştir. Kim günahı terk eder ve Allah&amp;#8217;a dönerse, Allah&amp;#8217;ın af ve mağfiretinin&amp;#8212;inş&amp;#8212;onunla 
olacağına dair kuvvetli haberler ve müjdeler vardır. Allah bütün günahları 
bağışlar ve siler.3 Yeter ki kul, Rabb&amp;#8217;ine bir adım atsın. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yeter ki kul haramı helâl, helâlı haram saymasın ve hiçbir şeyi ortak 
koşmayarak O&amp;#8217;na dönsün, tevbe etsin; yerle gök arası günahları da olsa, Allah 
affeder.4 &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçkili iken veya sarhoşken namaz kılınmaz. Fakat sarhoş değilken, ne 
okuduğunu ve ne söylediğini bilmek şartıyla, namaz kılınır. Halk arasında içki 
alındıktan sonra kırk gün namazın kabul olmayacağı veya içki alanın kırk gün 
namaz kılamayacağı tarzındaki hüküm doğru değildir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sarhoşluk geçtikten sonra pişmanlık duyulabilir, bir daha içki 
kullanmayacağına dair Allah&amp;#8217;a &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;içtenlikle söz verilebilir, tevbe ve istiğfar yapılabilir ve tabiî ki 
namaz kılınabilir. Kul ile Allah arasına kim girebilir ki? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dipnotlar: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;1- Mâide Sûresi, 5/90, 910 &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;2- Suyûtî, Câmi&amp;#8217;üs-Sağîr, 2/12 &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;3- Zümer Sûresi, 39/53 &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;4- Riyâzu&amp;#8217;s-Sâlihîn, 412 &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Süleyman KÖSMENE 23.01.2008 &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Sigara Mekruh mudur?</title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=48</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/sigara2.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;İslam&amp;#8217;ın 
evrensel helal ve haramları Kuran-ı Kerim&amp;#8217;de ve onun açıklaması olan sünnette 
zikredilmiştir. &amp;#8216;Evrensel helal ve haram&amp;#8217; derken kastettiğimiz şey, her zaman ve 
her mekana göre genel geçer olan helal ve haramlardır. Sigara konusu gerek 
sünnette, gerekse Kur&amp;#8217;ân-ı Kerim&amp;#8217;de yer almaz. Çünkü Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;ın indiği zaman 
sigara denen bir şey yoktu. Sigara XV. Asırdan sonra ortaya çıkmıştır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İslam&amp;#8217;ın temel kaynaklarında adı geçmeyen bir şeyin hükmünü anlamak için 
İslam&amp;#8217;ın bazı genel kuralları vardır. Bunlardan birisi şudur: &amp;#8220;Eşyada aslolan, 
ibahadır&amp;#8221;. Yani, her şey insanlar için yaratılmıştır. Bazı şeylerin ise haram 
olduğu açıklanmış, böylece hükmü bildirilmeyen şeyler de helal olarak kalmıştır 
demektir. Bir diğeri de şudur: &amp;#8220;Temiz ve güzel olan şeyler helaldir, pis ve 
zararlı şeyler ise haramdır&amp;#8221;. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu iki genel kural, beraberce düşünüldüğü zaman sigara için karşımıza 
şöyle bir sonuç çıkar: Sigara hakkında kaynaklarda bir şey söylenmediğine göre 
onun hakkında hüküm verebilmemiz için onun pis ve zararlı olup olmadığına 
bakmalıyız: Eğer onun pis ve zararlı olduğunu söyleyebileceğimiz özellikleri 
varsa haram olduğuna, yoksa, helal olduğuna hükmetmeliyiz. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İşte bu metodik anlayış sebebiyle tarihte bazı İslam alimleri sigaranın 
helal/mubah olduğu hükmüne varmışlardır. Çünkü, demişlerdir, biz sigaranın bir 
zararını görmüş değiliz, şu halde onun haram olduğunu söyleyemeyiz. Eğer bir gün 
zararlı olduğu ortaya çıkarsa biz de ona göre hüküm veririz. Oysa bu gün 
sigaranın 2000 civarında zehir içerdiğini, pek çok hastalığın sebebi olduğunu, 
içenlerin sadece kendilerine değil, içmeyenlere dahi zarar verdiklerini bilim 
kesin olarak ortaya koymuştur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bununla birlikte Hanefî gelenekte şöyle bir anlama metodu vardır: 
&amp;#8220;Kıyasa/kurallara göre haram olan, ancak Kuran-ı Kerim&amp;#8217;de ve sünnette adı ve 
hükmü açıkça zikredilmeyen şeylere haram yerine, tahrîmen mekruh demek daha 
uygundur. Gerçi bununla kastedilen de haramlıktır, ancak bir şeye haram ya da 
helal hükmü vermek sadece Allah&amp;#8217;a (cc) ait bir hak olduğu için, haram olduğu 
kesinkes anlaşılsa bile, Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;da haram denmeyen şeylere nezaketen, tahrimen 
mekruh demek daha güzeldir. &amp;#8221; Bu sebeple son dönem Hanefîler sigara için 
&amp;#8220;tahrimen mekruh&amp;#8221; hükmünü tercih etmişlerdir. &amp;#8220;Tahrîmen mekruh&amp;#8221;, kanun hükmünde 
kararname gibi, haram hükmünde mekruh demektir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ayrıca sigara insanın kendisini tehlikeye atmasıdır. Oysa Allah (cc): 
&amp;#8220;Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın&amp;#8221; buyurmaktadır. Bu sebeple 
sigara, insanın kendisini tehlikeye atması demektir. Sigara içmek ayrıca çok 
önemli bir kul hakkıdır, çünkü içenler içmeyenlere zarar vermekte ve onları 
rahatsız etmektedirler. Kul hakkının affedilmesi de ancak, hakkı olan insanların 
bağışlamasına bağlıdır. Bunu temin etmek ise çok zordur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color=&quot;#EC0000&quot;&gt;&lt;b&gt;Sigaranın hükmü? &lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tütün, 15. asırdan sonra, İslâm ülkelerine girmiştir. O zamandan beri, 
İslâm uleması onu içmenin hükmü üzerinde durmuşlardır. Şöyle ki: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;a- Bâzı âlimler, tütünün mubah olduğunu söylemişlerdir. Bunusöyleyenler, 
tütünün zararı olmadığını ve Şâri' (Şeriatı koyan, yani Allah) tarafından 
yasaklanmadığını ileri sürmüşlerdir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Halbuki, bugün tütünün zararları ilmen kesin şekilde ortaya çıkmıştır. 
Zararsız olduğu söylenemez. Şâri'nin yasaklamadığını söylemek de doğru olmasa 
gerektir. Zira Sâri', her haramı ismen tek tek zikretmemiştir. Hüküm, sadece 
sarih ve hususî naslarla değil, nas-larda geçenlerin haram kılınış illetlerine 
bakarak yapılan kıyas ve istidlal yollarıyla da verilebilmektedir. Bu bakımdan 
hakkında sarih nas olmayan bir nesne hakkında kıyas ve istidlal yoluyla bir 
hüküm verilmesinde hiçbir mâni yoktur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;b- Bâzıları da sigara içmek mekruhtur, demişlerdir. Bunlar, kıyasla sabit 
bir hükme, haram demekten çekinmeleri ve sigaranın zararları hakkında kesin 
bilgi sahibi olmamaları yüzünden bu hükmü vermişlerdir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;c- Bâzıları da sigara içmek, özellikle tiryakisi olmak haramdır, 
demişlerdir. Bunların dayanağı ise, sigaranın vücuda zarar vermesi, israf olması 
ve nafaka mükellefiyetinde darlığa yol açması gibi sebeplerdir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu 3 sebepten biri gerçekleştiği yer ve durumda, sigara içmek haramdır. 
Bunlar gerçekleşmez ise, mekruhtur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Özellikle dindar ve uzman bir hekimin vereceği bir karar çok önemlidir. 
Böyle bir doktor bir kimseye sigarayı mutlaka terketmesini söylerse onun 
sigarayı içemesi dinen de helal olmaz. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ahmed Şahin &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;sorularlaislamiyet&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Estetik Ameliyat Câiz mi?</title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=47</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/burun-estetigi-ameliyat-sonrasi.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;Cenab-ı 
Hak buyuruyor: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;quot;Allah şeytana lanet etti ve o şöyle dedi &amp;quot;Onları mutlaka saptıracağım, 
mutlaka onları boş kuruntulara sokacağı ve onlara emredeceğim, hayvanların 
kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını 
değiştirecekler.&amp;quot; (Nisa Suresi 119) &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Allah Resulu buyuruyor: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;quot;Allah, iğreti saç takana da taktırana da, dövme yapana da, yaptırana da 
lanet etsin.&amp;quot; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir kadın Peygamberimize gelerek &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;quot;Ey Allah'ın resulu, kızım, kızamık çıkardığı için saçları döküldü. O'nu 
evlendirdim, kendisine peruk takabilirmiyim? dedi. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Allah Resulu &amp;quot;Peruk takana da taktırana da Allah lanet etsin&amp;quot; buyurdu. &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Diğer bir hadis-i şerifte: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;quot;Güzellik için iğne ile dövme yapan ve yaptıran kadına, tüy yolan ve 
yolduran kadına, dişlerini seyrekleştiren ve Allah'ın yaratmasını bozan kadına 
Allah lanet etsin.&amp;quot; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hadis-i Şerifte &amp;quot;Güzelik için dişlerini birbirinden ayıranlar&amp;quot; ifadesi 
meseleyi açık bir şekilde izah ediyor. Bir kadın veya erkeğin zaruret olmadan 
dişlerini inceltmesi, burnunu ve göğsünü düzelttirmesi, yüzünü gerdirmesi Allah 
Resulü'nün lanet ettikleri şeylerdir, haramdır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ancak doğuştan insanın haareketine veya konuşmasına zarar veren &amp;quot;altı 
parmak, yapışık parmak veya yarık dudak&amp;quot; gibi organlar düzeltilebilir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ayrıca konuşma veya harekete zarar vermeyipte ruhsal yönden zarar veren 
insanın her girdiği mecliste başkalarının dikkatini çekecek, kendini hakir 
gösterecek, hissi veya psikolojik olarak kendisini ızdırap içinde bırakacak 
çirkin bir yer varsa kendini üzen bu asli sıkıntıyı giderme niyeti olduğu 
müddetçe böyle bir ameliyata mahsur yoktur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Herhangi bir kaza sonucu meydana gelen yaralarda estetik ameliyatla eski 
durumuna getirilebilir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hiçbir zaruret olmadan yalnız güzellik maksadı ile yapılan değişiklikler, 
ameliyatlar haramdır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Kürtaj Bebek Caiz mi?</title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=46</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/kurtaj_bebek.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;Kürtaj 
yaptıran kişi c.c. huzurunda cinayetlemi yargılanacak.Ayrıca kürtaj edilen çocuk 
ahirette nerededir ve annesini Allah c.c. ya şikayet edecek mi? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#8220;Kadınlarınızın hayırlısı çocuk yapmaya elverişli olandır,&amp;#8221; &amp;#8220;Evlat kokusu 
Cennet kokusundandır&amp;#8221; ve &amp;#8220;Hayırlı evlat dünyada nur, âhirette sürurdur&amp;#8221; 
mealindeki hadis-i şeriflerde çocuk sahibi olmak teşvik edilmiştir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu meseleye bu kadar ehemmiyet veren dinimiz, çocuk ana rahmine düştükten 
sonra doğuncaya kadar hep onu korumuş, anne-babaya da birtakım mes&amp;#8217;uliyetler 
yüklemiştir. Hiçbir sebep yokken, keyfî ve mevhum sebepler ileri sürerek &amp;#8220;cenin&amp;#8221; 
tabir edilen ana rahmindeki çocuğun varlığına son vermeye müsaade etmemiştir. 
Böyle bir suçu işleyenleri &amp;#8220;câni&amp;#8221; olarak görmüştür. Çünkü &amp;#8220;cenin&amp;#8221; bir insan 
mesabesindedir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çocuk canlı hale geldikten sonra artık bir insan olarak kabul 
edildiğinden, onu düşürmek, bugünkü tıbbî tabirle &amp;#8220;kürtaj&amp;#8221; yaptırmak, yetişkin 
bir insanı öldürmek gibidir. Şayet henüz &amp;#8220;canlı&amp;#8221; değilse; bu halde iken kürtaj 
yaptırmak ise, bir masumun hayata gelmesine mâni olmak sayıldığından, yine büyük 
bir mes&amp;#8217;uliyeti gerektirmektedir. Kendi güzelliğini düşünerek bu hatayı işleyen 
kadınları Ömer Nasuhi merhum şöyle anlatmaktadır: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#8220;Mücerred gençlik çağının kendilerine verilmiş olduğu güzelliği, taraveti 
(tazeliği ) muhafaza arzusuyla bu cinayeti irtikâp edenler de canavar tabiatlı 
insanlar demektir. Acaba böyle taş yürekli bir valide, doğurduğu yavrusunu diri 
diri yiyen bir canavardan daha aşağı bir mahiyette değil midir?&amp;#8221; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Haklı gerekçelere dayanmadan kürtaj yapanları &amp;#8220;tazir&amp;#8221; cezasına çarptıran 
İslâm hukuku, kendi imkân ve ölçüleri içinde bu engelleyici tedbirleri almıştır. 
Fakat bu arada haklı sebebe dayandığı zaman da, ruhsat tarafını ve çıkar yolu 
göstermiştir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu&amp;#8217;nu esas alarak bu husustaki hükmü şu şekilde 
özetlememiz mümkün olacaktır: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Muhakkak bir özür ve zaruret dolayısıyla bazı ceninleri düşürmek cinayet 
sayılmayacağı gibi, maddî ve mânevî bir mes&amp;#8217;uliyeti de gerektirmez. Şöyle ki:
&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Henüz âzası belirmemiş olan bir cenin, annesinin hayatına tesir edecek 
sıhhî bir sebepten dolayı tıbbî bir tetkik, muayene ve teşhis sonunda 
aldırılabilir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu arada şöyle bir izah da getirilmektedir: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir kadın kucağında süt emen çocuğu varken hâmile kalsa, bu arada yavaş 
yavaş sütü kesilmeye başlasa, çocuk süte doymayıp aç kalsa, ailenin süt anne 
tutmaya imkânı da yoksa, bu arada çocuğun hastalanıp ölme tehlikesi de vaki 
olacaksa; bu takdirde henüz çocuğu düşürmek caizdir. Çünkü bu şekildeki bir 
cenin, teşekkül etmiş bir insan sayılmayıp et parçası veya kan pıhtısı 
hükmündedir. Kucakta bulunan çocuk ise yaşayan bir insandır. Bu bakımdan 
hayattaki çocuğu korumak için kürtaj yaptırmanın mahzuru yoktur.(Istılahat-ı 
Fıkhiyye Kamusu,3: 145-149. ) &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ceninin oluşmaması için anaya zarar vermeden her hangi bir metoda baş 
vurmak caizdir. Yeter ki kökten döllenmeye son verecek bir metoda başvurulmasın. 
Cenin oluşmuş ise durum değişir. Gazali ve bir çok Maliki alimlerine göre ciddi 
bir mazeret olmadan ceninin ilk günlerinde de olsa kürtaj yapmak haramdır. &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bazı İslâm hukukçularına göre de cenin üzerine 42 gün geçmeden evvel 
kürtaj yapılabilir. 42 gün diyoruz; çünkü Müslim'in rivayetine göre nutfe 
üzerine 42 gün geçtikten sonra Cenabı Allah bir melek gönderir, ona biçim verir, 
kulak ve gözünü yapmaya başlar. Yani cenin üzerine 42 gün geçerse o artık 
şekillenme sürecine girdiği için müdahale etmek caiz değildir. (Halil GÜNENÇ, 
Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 326) &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu müddeti geçtikten sonra kürtaj yaptırmak caiz değildir. Çünkü organları 
kısmen beliren cenin bir insan hükmündedir. Bu hale gelmiş olan bir cenini 
düşürmek canlı bir insanı öldürmekle aynıdır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yukarıda bahsi geçen ruhsatla birlikte, bilhassa zamanımızda çocuk eskiden 
olduğu gibi anne sütüne muhtaç olmadan da gıdasını alabilmektedir. Bunun için 
şayet çocuk mamayı yiyebiliyor, ailenin bütçesi de bu masrafı 
karşılayabiliyorsa, en uygun olanı kürtaja başvurmamaktır. Fakat çocuk memeden 
kesildiği takdirde hastalanıyor, zayıflıyor, hatta hayatî bir tehlikeye 
düşüyorsa, yukarıdaki ruhsattan istifade edilebilir. Fakat her aile, en iyisi, 
kendi imkân ve şartlarını nazara alarak bu hükümlerden istifade etmelidir. &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu arada, anne-baba &amp;#8220;kürtaj&amp;#8221; gibi istenmeyen bir çareye gerek kalmadan, 
çocuk sütten kesilinceye kadar azil ve doğum kontrolü yollarıyla daha tehlikesiz 
bir tedbire de başvurabilirler. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Selam ve dua ile... &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sorularla İslamiyet Editör&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Kolonya ve Alkollü Madde Kullanımı </title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=45</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/kolonya.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;Kolonya, 
günümüzde bilhassa güzel koku ve temizlik gibi amaçlarla yaygın bir kullanıma 
sahip alkol ihtiva eden sıvı bir madde olup genelde patates, kamış, mısır gibi 
maliyeti düşük ham maddelerden veya diğer sentetik yollarla üretilmekte ve 
içerisindeki alkol oranı ayarlanabilmektedir. XVII. yüzyıldan itibaren Avrupa'da 
kullanılmaya başlayan ve bugün yaygınlaşıp genişleyerek büyük bir sanayi 
oluşturan kolonya ve bu kapsama giren parfüm, deodarant, sprey ve benzerlerinin 
dini hükmüyle ilgili tartışmanın sebebi ise, bu maddelerin az veya çok alkol 
ihtiva etmesidir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İslam dini sarhoşluk veren nesnelerin sarhoş olma kullanılmalarını 
yasaklamıştır. Sarhoşluk veren bazı nesnelerde ihtilaf varsa da, şarap ve ondan 
mamül olan içkilerin içilmesinin haram olduğu da ittifakla sabittir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İslam hukukçularının çoğunluğuna göre, ne maksatla olursa olsun sarhoş 
edici içkilerin azının da çoğunun da içilmesi haramdır. Böyle olunca, içersinde 
alkol bulunan kolonyanın ve benzeri maddelerin sarhoş olmak maksadıyla içki 
olarak kullanılmasının haram olduğu ve İslam dininin sarhoş edici içkilerle 
ilgili genel yasağının içersine girdiği açıktır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kolonyanın içilmesi dışında temizlik, serinleme, güzel koku gibi değişik 
amaçlarla kullanılması hususunda farklı görüşler vardır. Bu farklı görüşlerin 
kaynağı ise, sarhoş edici özellik taşıyan içkilerin bizzat kendilerinin necis 
olup olmadığı tartışmasıdır. Bu husutaki görüşler şöylece özetlenebilinir: &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bazı fakihler karşı görüşte olmakla birlikte İslam bilginlerinin büyük 
çoğunluğuna göre şarap necistir: namazın sıhhatine engeldir. Şarap dışında kalan 
ve içildiği zaman azı veya çoğu sarhoşluk veren şeylerin necis olduğuna dair bir 
delil yoktur. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'un anlayışına göre bunlar necis değildir; 
sarhoşluk için içilkmeleri haramdır, fakat elbiseye veya namaz yerine 
dökülmeleri halinde namazın geçerliliğini etkilemez. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çağımızın büyük bilginlerinden Muhammed Hamdi Yazır bu hususu şöyle ifade 
ediyor: &amp;quot;Mesela; üzerine şarap, şampanya ve arak, konyak dökülmüş olanlar 
herhalde yıkamadıkça namaz kılamazlar. Lakin, üzüm şarabından mamül olmayan 
ispirto, bira ve sair müskirat içilmezse de elbiseye veya bedene sürülmesi de 
namaza mani olur diye iddia edilemez.&amp;quot; (Hak Dini Kur!an Dili 1, 762-763) &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yukarıda özetlenen bilgilerden anlaşıldığı gibi şarap dışındaki alkollü 
içkiler bizzat necis olmayıp, içilmeleri haramdır. Fakat elbiseye veya namaz 
yerine dökülmeleri namazın sihhatine mani değildir. Kolonya da bu hükmün 
içersine girer. İçmemek kaydıyle değişik amaçlar için kullanılmasında Hanefi 
mezhebine göre bir sakınca yoktur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İlmihal, İslam ve Toplum, TDV, İslami Araştırmalar Merkezi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Dinimizde dört evliliğe müsade edilmesinin hikmeti nedir? </title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=44</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/evlilik.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;Hiç 
şüphesiz ki Kuran-ı Kerim evrenseldir ve bütün zamana hitap eder. Ancak bazı 
insanlar bazı husular da o zamanın şartları oyleydi demektedir. Özelliklede dört 
kadınla evlilik hususunda bunu sık duyarız. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İslam dini Arabistan Yarımadasına yayıldığı sırada bir kısım cahiliye 
adetleri de bütün tesirleriyle hükmünü icra ediyordu. İslamiyet bunlardan 
bazılarını tamamen kaldırıyor, bazılarını mutedil hale getiriyordu. Bunlardan 
birisi de Cahiliye dönemindeki sınırsız kadınla evlenme meselesi idi. İslamiyet 
gelmeden önce Arap Yarımadasında erkekler, sayı tahdidi olmaksızın, istedikleri 
kadar kadınla evlenebilirlerdi. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İşte Kur'an-ı Kerim bu cahiliye adetine bir sınırlama getirdi. Azami 
olarak dörde kadar evlenebileceğini açıkladı. Cenab-ı Hak &amp;#8220;Eğer hanımlarınız 
arasında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, sadece bir tane ile 
yetinin.&amp;#8221; buyurdu.(1) &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Buna göre, birden fazla evliliği Kur'an tesis etmedi. Ancak daha önce 
sınırsız olan adedi sınırlandırdı. Mesela Giylan ismindeki Sahabi Müslüman 
olduğu zaman on hanımla evli idi. İslamiyeti kabul ettiğinde dörtten fazlasını 
boşadı. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İslamiyet her ne kadar birçok kadınla evlenmeye müsaade etmişse de, bir 
tek kadınla evlenmeyi esas olarak kabul etmiştir. Birden fazlasına müsaade 
&amp;#8220;ahlaki ve sosyal zaruretler&amp;#8221; haline tahsis edilmiştir. Bu durumda kadınlar 
arasında adaletin şart olduğu açıklanırken ruhi temayüllerde eşit davranmanın 
pek mümkün olmadığına dikkati çekilmiştir: &amp;#8220;Ne kadar isteseniz kadınlar arasında 
adaletli davramaya güç yetiremezsiniz&amp;#8221; (2) &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cenab-ı Hak bir ayette adaleti emrederken, diğer ayette de insanların 
hanımları arasında adaleti gerçek manada gerçekleştiremeyeceklerini açıklaması, 
birden fazla kadınla zaruret olmaksızın evlenmemeye işaret içindir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tarihin her devrinde milletler arasında ortaya çıkan kanlı savaşların 
acımasız tesiriyle erkek nüfusu azalıp, kadın nüfusu bir kaç misli artar. Böyle 
bir durumda bir erkeğin bir kaç kadını koruması bir vazife olur. Türkiye, 
Birinci Dünya, Almanya da İkinci Dünya Savaşından sonra bunu yaşamıştır. 
Almanya'da İkinci Dünya Savaşından sonra kadınların sayısı erkeklerin üç katı 
kadardı. Alman milleti şiddetli bir sosyal dengesizlik tehlikesiyle yüz yüzeydi. 
Çünkü kadınların hemen hemen üçte ikisi çaresizlik ve kimsesizlik içinde 
bulunuyordu. Böylece Almanya hükümeti bir erkeğin birden fazla kadınla 
evlenmesine imkan tanımak zorunda kalıyordu. Bir Alman Profesör, Alman kadının 
kurtulması için İslamın bu ruhsatını kabul etmekten başka çare olmadığını 
ısrarla belirtiyordu. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı sonundaki durumunda olduğu gibi şayet bir 
topluma bir erkeğe karşı üç kadın bulunsa, problemin halledilmesi için üç durum 
söz konusu olur: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;1. Her erkek bir kadınla evlenecek ve her üç kadından ikisi aile hayatını, 
çocuk sevgisini, annelik şefkatini tadamayacaktır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;2. Her erkek bir kadınla evlenecek ve diğer kadınlarla gayr-ı meşru 
münasebetler kuracak; kadın bu durumda yine aile hayatını, annelik şefkatini ve 
çocuk sevgisini tadamayacaktır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;3. Bir erkek birkaç kadınla evlenecek, meşru daire dahilinde aralarında 
adalet prensiplerine riayet ederek haysiyet ve şereflerini koruyacak, vicdani 
rahatsızlıktan kurtaracaktır. Toplum da cinsiyet ve nesep karmaşasından 
kurtulmuş olacaktır. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Akl-ı selim sahibi her insan üçüncü şıkkı kabul eder. Çünkü insan fıtratı 
bunu gerektirir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İslamın dörde kadar kadınla evlenmeyi bir ruhsat olarak göstermesinin 
insan fıtratına, akla ve hikmete uygun olduğunu açıklayan Bediüzzaman şöyle 
diyor: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#8220;Dörde kadar taaddüd-ü zevcat, tabiata, akla, hikmete muvafık olmakla 
beraber, şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, belki sekizden dörde indirmiştir. 
Bahusus taaddütte öyle şerait [şartlar&amp;gt; koymuştur ki, ona müraat etmekle 
[uymakla&amp;gt; hiçbir mazarrata müeddi olmaz (hiçbir zarara sebep olmaz). Bazı 
noktada şer olsa da ehven-i şerdir. Ehven-i şer ise bir adalet-i izafiyedir. 
Heyhat! Alemin her halinde hayr-ı mahz olamaz.&amp;#8221; (3) &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynaklar: &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1. Nisa Suresi,3 &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2. Nisa Suresi,129 &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3. Münazarat,69 &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Selam ve dua ile... &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sorularla İslamiyet Editör&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Kaş almak, kıl yoldurmak caiz midir?</title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=43</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/kadin_kas.gif&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;Cenab-ı 
Hak her insanı ayrı bir güzellikte yaratmıştır. Birlik mührünün açıkça okunduğu 
insan simasındaki güzellik, fıtrî ve tabiî olanıdır. Bunu muhafaza etmek, sahip 
olduğu özellik ve güzelliklere şükredip, Allah'ın uygun görüp ihsan ettiği 
kadarına razı olmak kulluğun bir derecesi ve işaretidir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bunun için hayatî ve zarurî bir maslahat yoksa, vücutta bulunan mevcut 
durumu değiştirmeye gitmemek lâzımdır. Çünkü böyle rast gele yapılan bir 
tasarruf insanı ağır bir mes'uliyet altına sokabilir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir zaruret yokken insan bedeni üzerinde yapılan değişiklikleri şiddetle 
yasaklayan Peygamberimiz (a.s.m.), başına ilâve saç takana, cildine dövme yapana 
ve yaptırana, güzelleştirmek maksadıyla dişini inceltip seyrekleştirene, kaş ve 
kirpiklerini yolan kadınlara, Allah'ın yarattıklarını değiştirdikleri için ilahi 
rahmetten uzak kalmış olacaklarını bildirmiş ve ikazda bulunmuştur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fıkıh alimleri bu hadisten hareket ederek yüzünde sakal ve bıyık biten 
kadının onları gidermesinin caiz olacağını; ancak kaşları inceltmenin, tabi 
şeklinden çıkarmanın, kirpikleri düzeltmenin veya takma kirpik kullanmanın caiz 
olmadığını belirtirler. Çünkü diş, kaş ve kirpik birer aza mesabesindedir. 
Aslında olmayıp sonradan biten yüzdeki kıllar ise bu sınıfa girmediğinden, 
kadının bunları gidermesin de bir mahzur görülmemektedir. Aynı şekilde kadının 
bacağındaki kılları gidermesinde de bir mahzur yoktur. Çünkü bu kaş gibi bir 
uzuv mesabesin de değildir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fıkıh kitaplarına baktığımızda şu hükmü görmekteyiz: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#8211; Kadını çirkinleştiren yüzdeki tüyler alınır. Erkeklerde görülen sakal, 
bıyık gibi şeylerin kadınlarda görülmesi halinde; alınması câizdir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#8220;İbn-i Âbidin, sakal ve bıyığın kadında fıtrat olmadığını, bu sebeple 
(eğer çıkarsa) kesilmesinin (müstehab) olacağını beyan etmiştir! &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu kılları gidermenin en uygun yolu tıraş olmak değil, ağda, pudra veya 
benzeri tıbbî şeylerle yolmaktır.&amp;#8221; ( Kadın İlmihali, Mürşide Uysal, s. 370) &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Anlaşılan odur ki, dindar hanımın kendini beyine karşı cazip duruma 
getirmesi müstehabdır. Beyini yabancıların cazibesinden korumuş olma hikmeti de 
vardır bunda. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kaşların arasında ya da kaşların kenarlarında biten kıllara gelince: &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#8220;Normal kadın kaşının bir şekli (normal sayılan şekilleri) vardır. 
Bunların dışına çıkan, göze sakil (çirkin) gelen, sahibini çirkin gösteren ve bu 
yüzden onu rahatsız eden fazla kıllar alınabilir. Normal kaşları, modaya uyarak 
inceltmek, yerlerini değiştirmek... caiz görülmemiştir.&amp;#8221; (Prof. Dr. Hayreddin 
Karaman) &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kadınların yüzlerindeki kılları yolması, kaşlarını inceltmesi, 
kirpiklerini uzatması konusunun şer'i hükmü İslam alimlerini bir hayli meşgul 
etmiştir. Hz. Peygamber'in (sas) bu konu ile ilgili bir hadisinde; &amp;quot;Allah yüz 
tüylerini yolan ve yolduran kadına lanet etsin.&amp;quot; (Buhari, 'Libas', 84; Müslim, 
'Libas', 120) buyurmuş olması, bu ifadenin hangi fiilleri kapsadığı İslam 
hukukçuları arasında tartışma konusu olmuştur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Alimlerin çoğuna göre; kadının kocasına güzel gözükmek için ve onun izni 
ile yüzünde, kadınlara mahsus olmayan tüylerin (sakal, bıyık tüyleri) bitmesi 
halinde bunları alması, güzelleşmek için makyaj yapması, kaşlarının etrafındaki 
dağınık tüyleri (iki kaş arası, etrafı) alması caiz olup, hadisteki yasak, 
kadının dışarı çıkmak için, yabancılar için yüz kıllarını yolması ve kaşlarını 
alması ile ilgilidir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Malikiler ve bir grup alim ise, bunu yaratılışı değiştirme olarak 
değerlendirdiğinden hiçbir şekilde caiz görmemekte veya mekruh saymaktadır. &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sonuç olarak, hadiste yasaklanan kıl koparmayı, herhangi bir hastalık veya 
illet sebebiyle kadının yüzünde sonradan biten ve yüzünü çirkinleştiren yüz 
kıllarını (sakal, bıyık kılları) koparma değil de, başkalarına güzel görünmek 
maksadıyla kaşları inceltmek veya yukarı kaldırmak için kaş kıllarını yolmak, 
almak olarak anlamak daha doğrudur. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İnsan, Allah'a inandığı, inanması ölçüsünde Rabb'inin kendisine emanet 
ettiği vücudundan ötürü saygılı olması, nimetlerine şükürle karşılık vermesi 
gereğindendir. Bunun için Müslüman hanımın, Allah'ın (cc) yüzüne verdiği 
güzelliği bozmadan muhafaza etmesi esere olan saygısının, ruh ve gönül huzurunun 
manevi ışıltısını yüzüne aksettirerek güzelliğine güzellik katabilmesi ise, 
eserin sahibi Yüce Allah'a olan sevgisinin ifadesidir. (Dr. Jale Şimşek) &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Selam ve dua ile... &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sorularla İslamiyet Editör &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Dua'nın Önemi</title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=42</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/dua.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;b&gt;&quot;De 
ki: Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?&amp;#8230;&quot;(Furkan Suresi, 77)
Dua eden sevgili kuldur.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;font color=&quot;#751E58&quot;&gt;Mesnevi&amp;#8217;de deniyor ki: &lt;/font&gt;Adamın birisi, her gece kalkıp namaz kılıyor, Allah&amp;#8217;ı anıyor, Ona dua 
ediyor, yalvarıp yakarıyordu. Şeytan ona bir gün vesvese verir: &amp;#8220;Ey ahmak kişi, 
her gece, Allah demenin, Onu zikretmenin ne anlamı var ki? Sabaha kadar uykusuz 
kalıp yalvarıyorsun, bütün kapılar yüzüne kapalıdır.Sana,&amp;#8221;Ne istiyorsun&amp;#8221; diyen 
var mı? Şimdiye kadar bir kapı açıldı mı?Buyur eden oldu mu? İstenmeyen yere 
gidilir mi? Allah senin bu yalvarıp yakarmana önem verseydi dileklerini kabul 
ederdi, bir cevap verirdi. 
&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Boşuna kürek çekip durma..&amp;#8221; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Adam, kendine gelen bu düşünceyi doğru bulup gönlü kırıldı, başını yere 
koyup zikretmeden hüzün içinde uyudu. Rüyasında ona, &amp;#8221;Neden Allah&amp;#8217;ı zikretmeden 
uyudun bugün?&amp;#8221; dendi.. Adam, &amp;#8220;Yalvarıp çağırmalarıma &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;bir cevap gelmiyor ki... Kapıdan kovulduğumu anladığım için artık o kapıyı 
çalmıyorum&amp;#8221; dedi.. Adama şöyle dendi: (Senin Allah demen, Onun kabul etmesi, 
Buyur demesi sayesindedir.. Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna 
duyurmasındandır.. Senin gayretlerin, Allah'ın seni kendine 
yaklaştırmasındandır.. Senin korkun, sevgin, ümidin, Allah&amp;#8217;ın lütfu iledir.. 
Senin her &amp;#8220;Ya Rabbi&amp;#8221; demenin altında, Allah&amp;#8217;ın &amp;#8220;Buyur kulum&amp;#8221; demesi vardır. 
Gafilin, cahilin gönlü bu duadan uzaktır.. Gafiller dua edemez.. Çünkü, &amp;#8220;Ya 
Rabbi&amp;#8220; demeye güç yetiremez.. Onun ağzında da, dilinde de kilit vardır. Dert 
içinde iken de ağlayıp sızlayamaz.. Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder 
vermez.. Verse de o doktor der, Allah diyemez.. Artık anla ki, Allah&amp;#8217;a dua 
etmeni, Onu çağırmanı sağlayan dert, dünya saltanatından daha iyidir.. Dertsiz 
dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua ise gönülden kopup gelir, makbuldür..) &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Adam rüyadan uyanınca, sevinir ve yeniden dua etmeye başlar ve muradına 
kavuşur.. Günahkâr müslümanın duası, kabule şayan değilse de, cenab-ı Hak, dua 
edenin elini boş çevirmez.. Dua sebebiyle ya günahlar affolur, ya gelecek bir 
bela önlenir, ya mevcut bir bela kalkar, yahut ahirette büyük sevaba kavuşulur..
&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Günah içinde yüzen bir kimsenin dünya işleri ile ilgili duasının kabul 
olması, isteklerine kavuşması, onun aleyhine olur.. Hadis-i şeriflerde buyuruldu 
ki: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;(Mümin dua ettiği zaman, Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama, &quot;İsteğini 
hemen yapma, ben onun sesini seviyorum&quot; buyurur.. Günahkâr dua edince de, &quot;Bunun 
isteğini hemen yerine getir, ben onun sesini sevmiyorum&quot; buyurur..) [İbni Neccar]
&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kâfirin yaptığı duanın hemen kabul olmasını, müminin duasının gecikmesini 
merak eden meleklere Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Ben kâfire ve sesine gazap 
ederim.. Beni anmasın, bana dua etmesin diye hemen isteğini veririm. Mümini ve 
yalvarmasını severim.. Benden ve beni anmaktan uzak durmaması için isteklerini 
geciktiririm..) [Ramuz] &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Namaz kılıp da Ya Rabbi diyen kuluna, Allahü teâlâ, (Lebbeyk = Söyle 
yapılsın) buyuruyor. Namaz kılmayan kimseye, böyle söylemez.. Onun duası kabul 
olunacak yere getirilmez.. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Cemaatlere bakışımız nasıl olmalıdır? </title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=41</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/cemaat.jpg&quot; align=&quot;right&quot; width=&quot;211&quot; height=&quot;113&quot;&gt;&lt;b&gt;Müslümanlar 
içerisinde değişik isimler altında cemaatler bulunmaktadır. Bu durum İslamın 
bölünmüşlüğünü göstermez. İslamiyete uygun olan cemaatler bir üniversitenin 
fakülteleri gibidir. Hepsi aynı amaca hizmet eder ve birbirini tamamlar. &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cemaatleşme toplumdaki insanların fıtratlarının farklılığından kaynaklanan 
bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkar. İnsanlar kendi fıtratlarına uygun öğretisi olan 
cemaatin sohbetlerine katılarak İslamiyete daha iyi hizmet etme imkanı bulurlar. 
Ancak şu da vardır ki cemaatler bu faydalı konumlarını birbirlerini inkar ve red 
etmedikleri sürece sürdürürler. Aksi halde dinin gelişimine engel olurlar. &lt;/b&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Her cemaat ehlinin başkasının da hizmet yaptığını kabul etmesi şartıyla en 
iyi hizmeti kendi cemaatinin yaptığını düşünmesi doğaldır. Fakat sadece 
kendisinin hizmet ettiğini düşünmesi ve diğer cemaatleri kötülemesi taassup 
içerisinde olduğunu açıkça gösterir. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstikametli cemaatlerde ya da cemaate devam eden bazı şahıslarda görülen 
hatalara bakılarak cemaatlere cephe almak son derece hatalı bir davranıştır. 
Fıtrat ve düşünceye bağlı farklılıklara hata gözüyle bakmamak şartıyla ortada 
açık bir hata olduğu düşünülüyorsa yeri geldiğinde bu hatanın tahakkümle değil, 
lütufla ve medeni bir şekilde düzeltilmesine çalışılmalıdır&lt;/b&gt;. &lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

<item>
<title>Hz Muhammed (S.A.V) niçin çok evlenmiştir? </title>
<link>http://www.secdegulleri.net/html/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=40</link>
<description>&lt;span LANG=&quot;TR&quot;&gt;&lt;font SIZE=&quot;2&quot;&gt;
&lt;p&gt;
&lt;img src=&quot;http://www.secdegulleri.net/html/css/images/evlilik_yuzugu.gif&quot; align=&quot;right&quot; width=&quot;250&quot; height=&quot;193&quot;&gt;Bilindiği 
gibi onun sünnetinin büyük bir kısmı insanlığın yarısını teşkil eden kadınlarla 
ilgilidir. Bu bilgileri diğer müslüman kadınlara iletebilmek ancak yaşları ve 
hayat şartları itibariyle çok çeşitli kadınlar vasıtasıyla mümkündü. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hz peygamberin hanımları kendi dönemlerindeki kadınların hukuk danışmanları 
oldukları gibi kendilerinden sonraki hanımlar için de önemli bir bilgi kaynağını 
oluşturmuşlardır. Bu görevlerine Kur'an-ı Kerim de işaret edilmiştir. Bunun 
hikmetlerinden biriside hz peygamberin hak olduğunun bir delilinin burada 
bulunmasıdır. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şöyle ki insanın özel hayatında her türlü ikiyüzlülük örtüleri düşer kişinin 
ne olduğu tam olarak ortaya çıkar. Çünkü birisinin uzun süre ve özel hayatına 
girmiş bir çok zeki insanın dikkatli gözlemleri altında kendi gerçek kişiliğini 
gizlemesi mümkün değildir. Eğer Hz peygamberin en küçük bir ikiyüzlülük ve 
samimiyetsizliği bulunsaydı bu mutlaka farkedilir ve yayılırdı. Oysa bakıyoruz 
ki bütün o hanımlar Hz Peygamberin sağlam karakteri üzerinde ittifak ediyorlar.
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Değişik fıtrat ve kabiliyetteki Peygamber hanımları ümmete ders verme 
görevini en iyi bir şekilde yapmışlardır. Müslüman kadınlar gelip onlardan özel 
durumları sorup öğreniyorlardı. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bunlardan &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1. Hz Aişe 2000 den fazla hadis rivayet etmiş ve müslümanların birçok özel 
sorularına cevap vermiştir. Resulullahtan sonra yaşayan tüm hanımları yıllarca 
müminlerin sorularına cevap verip İslamî kaynağın zenginleşmesine sebep 
olmuşlardır. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2. Evlilik bağı, o çağın insanları arasında en etkili dostluk ve anlaşma 
olarak algılanıyordu. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evlendiği hanımların bir kısmı ise bazı toplulukların İslamiyete 
ısındırılması için bir akrabalık bağı oluşturmak gibi siyasi sebepler taşıyordu. 
Nitekim bu evlilikler dinin yayılmasında çok etkili olmuş birçok düşman kabile 
ve kişiler bu şekilde müslüman olmuşlardır. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3.Yine evlendiği hanımların bir kısmı ise savaş sonunda çocuklarıyla dul 
kalmış yaşlı kadınlardı ki bunların himayesi sağlanıyordu. Bu yardım başka türlü 
yapılamazdı çünkü kadınlar 60-65 yaşında bile olsalar buşekilde dedikodu 
kaçınılmaz olurdu. Hz Aişeye münafıklar tarafından iftira atılması bu durumun 
hassasiyetini ortaya koyuyordu. Zaten bu evlilikleri kadınların istek ve 
rızaları ile olmuştu. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;4. Hz Muhammed hiç adet olmadığı halde (bilhassa toplumun yüksek mevkisinde 
bulunanlara) Mariye ve Safiyye adlı cariye(esir kadın) ile evlenerek toplumun 
cariyelere bakış açısını değiştirmiştir. Onlardan evlenmeden de faydalanmak 
mümkün olduğu halde evlenerek statülerini yükseltti. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Onun evlenmelerinden herbirisi ya dini ya toplumsal yada siyasi bir hedef 
güdüyordu. Evlilikleri nefis için yapsaydı dul, yaşlı kadınlarla ve cariyelerle 
evlenmek yerine en genç ve güzel kadınlarla evlenmek onun elindeydi. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hz Muhammed (s ) evliliklerini nefsi için yapmamıştır? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle onun gençliğine baktığımızda çok edepli bir gençlik sürdüğünü 
görüyoruz. Misyo Miyor ; &quot;Muhammed'in Hayatı&quot; adlı eserinde diyor ki : &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&quot;Elimizdeki bütün kaynaklar müttefiktirler ki, Muhammed gençliğinde çok 
namuskar ve edebte emsali görülmeyen bir kimse imiş.&quot; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hz. Muhammed (s ) evliliklerini nefsi için yapmadığına dair sayısız delil 
vardır. Bunlardan bazıları ise; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1. nefsini düşünen hiçbir kimse 25 yaşında iken 40 yaşındaki bir dul hanımla 
evlenmez. Evlense bile bilhassa çok evliliğin yapılabildiği bir ortamda bu 
evliliği 25 sene, hanımı tamamen yaşlanana kadar devam ettirmez. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2. Peygamberlik gibi mutlak bir otorite ile birlikte devlet başkanlığı da 
kendisine ait iken nefsine düşkün olsaydı sadece Hz Aişe bakire olmak üzere 
evliliklerini aşağıda belirtilen şartlardaki hanımlarla mı yapardı! &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Evlendiği hanımlar: &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hz. Sevde: 53 yaşında, dul. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hz. Aişe: Peygamberimizin dul olmayan tek eşidir. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hz. Hafsa: Dul, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Huzeyfe kızı Zeynep: 60 yaşında dul, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ümmü Seleme: 65 yaşında 4 çocuklu dul, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Cahş kızı Zeynep: Dul, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ümmü Habîbe: 55 yaşında dul, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Cüveyriye, Safiye: Esir (esir ve cariyelerle evlenmek adet değildi) &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Meymune: 2 çocuklu dul, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mısırlı Mariye: Cariye &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nefsine düşkün mutlak otoriteli bir devlet yöneticisinin 65 yaşındaki 4 
çocuklu yaşlı bir hanımla evlenebileceğine ihtimal vermek mümkün değildir. Hele 
o ülke insanların erken olgunlaşıp erken yaşlandığı bir yer ise. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3. Yakınında bulunan ve her fırsatta hatasını arayan o zaman müşrikleri ona 
bu konuda en ufak bir karalama yapmamışlardır. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nübüvvet davasını ilan ettiğinde kendisine seni başımıza getirelim, yada 
istersen para verip zengin yapalım yada en güzel kızlarımızla evlendirelim 
demeleri üzerine &quot;Bir elime Ay'ı bir elime Güneş'i verseniz yine davamdan 
vazgeçmem&quot; demiştir. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynak: http://www.islamicevaplar.org/&lt;/p&gt;
&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;</description>
</item>

</channel>
</rss>
